June 2006 Archives
Kızgın yağa karşı gerekli önlemi aldıktan sonra yapımı çok kolay olan kızarmış balıkta bugün sıra.
Kızartma sırasında kullandığım kaplama hamurunu The Best Ever Indian Recipes adlı kitaptan aldım. Hint yemeklerinde kızartma epey yaygın ve Hintliler bu konuda epey uzmanlar. Hamuru, hazırlanışı kolay olduğu için seçtim. Kendimi kızartma ile ödüllendirdiğim zamanlarda tekrar kullanmayı planlıyorum.
Bezen'e Balık Ye için attığım mektupta diğer tarifleri de o gün içerisinde yazacağımı belirtmiştim ancak işlerin yoğunlaşması sonucunda tarifler gecikti.
Vermek istediğim ikinci balık tarifi balık toplarına ya da bana göre balık köfteye ait. Orjinal tarifi Mediterranean: food of the sun adlı kitaptan aldım. Tarife eklediğim baharatlarla balık topları alışık olduğumuz köfte tadına epey yakınlaştı. Ayrıca köftelerim olması gerekenden biraz cıvık olunca eklemeye karar verdiğim mısır unu da köfteye çok yakışmıştı.
Hindistan Cevizleri sitesinini sahibesi Bezen'e konuk olduğumuz 11. yemek etkinliğimizin konusu balıktı.
Balığı çok sevdiğim ve uzun zamandır pek fırsat bulamadığım için etkinliği bahane ederek özlemimin bir kısmını giderdim.
Çocukların, karşısındakinin dil akışkanlığını sorgulamak için ortaya attıkları muzip bir tekerleme vardır hani; “Siz Çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?” diye. Söylenmesi zor olan bu tekerlemenin imtihana tabi tutulanın diline dolaşmasıyla birlikte dinleyenler arasında kikirdeşmelerin olması kaçınılmazdır.Çocukların tatlı dil oyunlarından birisidir bu. Söylenmesi pek kolay da değildir. Dil mahareti ister. “En çok da bu cümleyi söylemekten hoşlanıyorum” diyerek sohbetimize katılıyor Ukraynalı Yaroslav Samoylov. Türk çocuklarının oynadığı bu oyunun farkında. Ve ardından hiç teklemeden “Siz Çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?” tekerlemesini söylüyor bir çırpıda.
Diye başlıyor H. Salih Zengin'in 4. Uluslararası Türkçe Olimpiyat'ındaki izlenimlerini anlattığı yazı dizisinin ilk bölümü.
Güncelleme: Dizinin ikinci ve son bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.
Öğle yemeği için ne yapsam diye düşünürken uzun zamandır salçalı makarna yapmadığım aklıma geldi. Malzemleri tezgaha çıkardığımda canım makarnadan çok pilav istiyordu. Salçayı çoktan kavurmuştum. Planda ufak bir değişiklik yaptım ve sonuç olarak ortaya uzun zamandır yediğim en lezzetli pilavlardan birisi çıktı.

Yapımı yarım saat süren bu pilav için kullandığım ölçülerden 5 tabaklık pilav çıktı.
Büyüdüğüm şehirde, pideleri odun ateşinde pişiren küçük fırınlar vardı. Odun ateşinde pişirilmiş ekmek gibi pidenin de tadi bir ayrı olurdu. Bu pide salonları kendi pidelerinin yanında, müşterilerinin getirdiği malzemelerden hazırladıkları pideleri de pişirirlerdi.

Küçüklüğümün en güzel öğünlerini oluştururdu malzemeleri evde hazırlanmış bu pideler. Üniversiteyi okuduğum şehirde malzemelerini götürdüğümüz zaman odun ateşinde bu malzemeler ile hazırlanmış pideleri yapacak fırın olmadığı için üniversiteye başladıktan sonra bu pidelerden yiyemez oldum

